Salı, Şubat 19, 2008

ESKİŞEHİR İZLENİMLERİM

 

Merhaba,
 
2005 yılının ilk Yerel Medya gezimiz Kocaeli idi. Çok kısa bir gezi olması nedeniyle içime sinmedi ve 2. kez gidip daha detaylı bilgilerini ilerde sizinle paylaşacağım.
Bu nedenle 2. yerel medya gezi bilgilerimi paylaşıyorum.
 
Eskişehir.
 
Medyalar;
Eskişehir’in sadece adı eski kendisi yeni bir şehir. 4 saatte otomobille ulaşabileceğiniz bir konumda.
Medya açısından zengin bir şehir. 2 Televizyon kanalı,  13 Radyo kanalı ve 7 adet günlük çıkan gazetesi, Metrosu, Açıkhava üniteleriyle.
Şehirde ilk gözümüze çarpan Metro oldu.Metro reklam anlamında özellikle genç hedef kitleye hitap eden ürünlerde kullanılması gereken bir alan. Açıkhava üniteleri de gayet şık ve şehrin görülebilen mekanlarında.Billboardlar yerel firmaların reklamları ile raketler ise Vestel notebook reklamları ile dolu doluydu.
 
Önce Kanal 26’ya gittik. İlin nabzını tutan görünüm ve teknik açıdan çok iyi bir kanal olan Kanal 26 şehrin en iyi medyası durumunda. Beni hemen Canlı olarak yayınlanan “ Bir Konu Bir Konuk” programına da konuk ettiler, Local Time çalışmaları ve genel Yerel Medya hakkında bilgi verdikten sonra, Eskişehir’in en meşhur yemeği olan Çiğ Börek’lerimizi yedik.Arkasından Radyo Net ile birlikte İstikbal Gazetesine gittik. Türkiye’de 6 adet olan 6 renk ofset baskı makinesini görünce şok olduk. Türkiye’nin en eski gazetelerinden.Altyapı süper.
Sonrasında Radyo Net bizi ağırladı. Üniversitenin Radyosu Radyo A yabancı pop müzikte çok iyi ama reklam almıyor.Es TV ziyaretimizden sonra Radyo Ses’e konuk olduk.Radyo Ses Mithat Körler’in sahibi olduğu bir kanal. Radyo Ses ve Radyo Net arasında kıyasıya bir rekabet söz konusu. İkiside her konuda birbirleriyle yarışır durumdalar, ardından arabesk müzik yayını yapan Tempo geliyor. En son ziyaretimiz Sakarya Gazetesine idi.
 
Görünüm;
Eskişehir’in içinden geçen Porsuk Çay’ını Belediye Başkanları ( Yılmaz Hoca diyorlar.)çok iyi bir şekilde kullanıp köprüler ile birbirine bağlayıp bir Avrupa kenti havasında inşa ettirmiş. Çok modern. Doktorlar caddesi, İstiklal caddesi –Moda karışımı özellikle gençlerin dolaştığı iyi markaların mağazalarının bulunduğu bir mekan. Bu kadar çok genci İstanbul’da bile bir arada gördüğümü hatırlamıyorum. Öğrenci nüfusu 80-100.000 civarında. İldeki 3. Üniversite’yi Sarar firması kurmayı planlıyormuş.
 
Özellikler;
Eskişehir’in en belirgin özelliği; Lületaşı’nın haricinde sıcak suları ve kaplıcaları. Şehrin Hamamyolu semtindeki evlerinde 43 derece sıcak su akıyormuş. Kaplıcaları Afyon kadar faydalıymış. Bir diğer özelliği ise çok eski bir yerleşim yeri olması sebebiyle tarih. Frigya vadisi. “Yazılıkaya”  Dünya’nın en eski uygarlıklarından biri olan Frigya’lılardan kalma bir anıt.Babanın oğla tavsiyesi imiş.Şehrin merkezine yakın bir yerdeki Eski Osmanlı konaklarını rengarenk boyayıp kültür merkezi haline getirmişlerdi. (Odun Pazarı mahallesi)Aladdin Keykubad’tan kalma yapılar.Ramazan şenlikleri bu bölgede yapılıyor. O evlerde yaşamak çok keyifli olurdu. Ayrıca Türkiye’nin kişi başına oranla en fazla otomobil sahipliğine sahip şehri.Gayrimenkul sahipliliği de yüksek. Halk çoğunlukla kendi evinde oturup 2. evini de öğrenciye kiraya veriyor. Organize sanayi bölgesi mevcut. Okuma-yazma oranı en yüksek il.
Eğitim il genelinde önemli. Tiyatrosu, Sinemaları, barları ve cafeleri ile kültür ve eğlence şehri. 
5000 kişilik Avrupa’nın en büyük eğlence mekanına sahip, adı DOOR’S. Porsuk Çay’ında bahar itibariyle Gondollar ile gezinti bile yapılabiliyormuş.
 
Aslında daha anlatılacak çok şey var ancak vaktinizi daha fazla almamak için son veriyor, başka bir ilde yine görüşmek üzere diyorum.
 
Hoşçakalın.

Gönderen Arzu Küfündür at 10:25 | | Yorumlar (1) | Link


Salı, Aralık 11, 2007

SAMSUN İZLENİMLERİM

 

Merhaba,

Samsun hep gitmek istediğim, 3 kez iptal ettiğim gittiğimde de ah keşke daha önce gelseydim dediğim, Eskişehir’den sonra yaşam kalitesi en yükseklerden biri olduğunu gördüğüm bir şehir oldu.

Tüm mecraları bazında detay bilgiyi aşağıda yorumlarımla beraber yazdım. (Açıkhava – Otobüs, taksi, teleferik, duvar, gar, marina, havaalanı , cafe restaurantlar ve diğer medyaları)

Samsun’da olmayan mecra alternatifi yok, tüm mecra alternatiflerini en kaliteli şekilde kullanabilirsiniz. Farklı bir alternatif fark ettim ki oda Teleferik. Teleferik’in içine pano üzerine de giydirme de özel izin ile yapılabiliyor.

Samsun denince eskiden aklımıza sigara gelirdi. Bir de tabii Samsun Pidesi. Nasıl ki Akçaabat’ta köfte nefis ise Samsun’da da pide yemenizi mutlak suretle öneririm. Pide yiyebileceğiniz iki tane çok iyi yer var. Gülhan veya körfez ‘de yiyebilirsiniz. Samsun’u en iyi kanalından biri olan Klas TV’nin davetlisi olarak gittiğim Gülhan pidecisini birebir denediğim için özellikle tavsiye ederim.  Samsun’da hemen hemen tüm zincir mağazalar var. (Migros, Adese, Kipa,….) Halkın yaşam standardı Bursa kadar olmasa bölgesine göre yüksek. Halk tarım ile geçimini sağlıyor. 4 adet sanayii sitesi bulunan,  sanayisi Trabzon’a oranla çok daha gelişmiş bir şehir. Samsun’nun yaşam kalitesini arttıran en önemli etken bence Üniversite. Yaklaşık 35.000 öğrenci var, sokakta yürüyen her 3 kişiden birinin yaşı 25 yaşın altında. Bu da tabiî ki oldukça tüketimi arttırıyor. Şehrin her yerinde olan cafelerde , pastanelerde  ve gençlerden geçilmiyor.

Özellikle sahil kesimi yazın yazlık olarak kullanılıp, kışında öğrencilere kiraya veriliyor. Sahil kesiminin  bir Ege veya Akdeniz sahil kentinden hiçbir farkı yok. Denizi Karadeniz gibi değil, kum olması nedeniyle de yine Ege ve Akdeniz’i çağrıştıyor. Halkı çok modern ve rahat yaşıyor. İnsanlar sürekli sokaklarda. Gittiğim her yer çok kalabalıktı. En sakininde bile insanlar sokaktaydı. Üniversite şehrin çok dışında olmadığı için öğrenciler şehirden çok kopuk yaşamıyorlar. Üniversite aynı zamanda halkın sağlık ihtiyacını da karşıladığı için sadece öğrenci değil şehir halkına da hitap ediyor. Eskiden Samsun sigarası, Bafra sigaraları vardı hatırlarsınız belki. Babam da Samsun sigarası içerdi. Şehrin tam merkezinde çok eski bir sigara fabrikası var. Bu fabrika artık bir tarihi eser niteliğinde. Fabrikanın önünden geçerken hala sigara kokusunu hissedebiliyorsunuz. İstanbul’da olmayan bir şey de şehir merkezinde olan çeşmelerden rahat rahat su içebiliyorsunuz. Özellikle Cumhuriyet, Gazi ve Çiftlik caddeleri şehrin en işlek caddeleri idi. Kuaföründen, güzellik merkezine, tenis klüplerinden, yelken klübüne, lunaparkından sinemasına Samsun yaşayan bir şehir. Sahil kesiminde Doğu ve Batı parkı diye parklar yapılmış. Bu parkların içerisinde mesire alanları, plajları mevcut. Yazın şehir sakinleri hafta sonlarını hep buralarda geçiriyorlar. 6 adet sinema bulunan Samsun’da çeşitli şenlikler de yapılıyor. Benim gittiğim haftasonu çok katılımlı bir uçurma şenliği bile yapılmıştı. 2 adet büyük oteli var, büyük otel yeni ve sahil kesiminde bir otel bu otelde kalmanızı öneririm. Parkları, beachleri, sinemaları, öğrencisi, yelken ve teniz klübü, cafeleri, sahili, Pidesi ile tam anlamıyla yaşayan bir şehir Samsun.

2007 yılını Samsun ile kapatıyor, yeni yılda başka şehirlerde görüşmek üzere diyorum.

Mutlu ve sağlıklı yıllar.

Sevgilerimle

Gönderen Arzu Küfündür at 16:03 | Genel | Yorumlar (2) | Link


Çarşamba, Aralık 5, 2007

G.ANTEP- MARDİN- Ş.URFA İZLENİMLERİM


Merhaba,

29 Ekim de ekip olarak G. Antep-Mardin- Ş.Urfa’daydık. Bilgilerini ve izlenimlerimi yine paylaşmak isterim.

G.Antep'e indikten sonra Ravanda Oteline yerleşip  kanalları randevu sıramıza göre gezmeye başladık. Türkmen Fm, Zeugma Fm den sonra Olay Medya Grubuna gittk. Önce TV ve Radyo’ya sonra matbaa ve gazetesine baktık. Biraz hayal kırıklığı yaşarken Sahibi aynı zamanda siyasetçi olan Erol Maraş bizi yeni yaptığı halen inşaat halindeki akıllı binasını gezdirdi ve bir medya grubundan beklenen binayı yaptırdığını ispat etti. İnşaat halindeki binaya dediğine göre 500.000 USD harcamış bitince 1.000.000 USD harcamış olacak gibi görünüyor.  Ciddi yatırımı görünce hayal kırıklığımız toparlandı. Sonrasında Sabah Gazetesi  Kanal 5 TV, Kanal 5 Fm ve 27 Gazetesine gittik. Sonrasında Şirinnar Fm’in iftar yemeği davetine iştirak ettik. Çınar Restaurant. Kendi yerleri. Eski bir Ermeni konağıymış. Konağa hayran kaldık. 2 ayrı bina ve bir avludan oluşuyordu. Mahsenden açılan bir kapıdan taa kaleye kadar gizli bir geçiti vardı. İftar yemeğinden sonra otelimize  geri gidip ertesi gün sabah erkenden Mardin’e yola çıktık.

Birecik, Nizip, Ş. Urfa , Kızıltepe’den geçerek Mardin’e geldik. Mardin’de bizi Show Radyo’nun sahibi Fevzi Bey karşıladı. Önce Radyosuna gittik sonra bize keyifli bir Mardin turu yaptırdı. Mardin’de günlük yayın yapan gazete bulunmamakta, 3 radyo kanalı birde düzensiz yayın yapan TV kanalı var.Kanal kapalı olduğu için gidemedik. Show radyo bölgesel lisanslı bir radyo kanalı. Her türden müzik yayını yapıyor. Süryanice, yabancı pop, arabesk, türk sanat müziği. İlk defa böyle bir kanala rastladım. Sebebini sorunca  halkın istediği bu cevabını aldım.

Mardin’de Medya sayısı az olunca gezmeye  2 saatimizi ayırdık. Deyrulzafaran Manastırına gittik. 1.600 yüzyıllık bir Manastır olan bu yerin en önemli özelliği en Eski Süryani Manastırı özelliğini taşımasıymış. Çok etkilendim. Güneş tapınağı, mimarisinden çok etkilenmekle beraber, bakımsızlığına üzüldüm. Sonrasında Kasımiye Medresesine gittik. Asmalı Konağı'ın Mardin Sahnelerini izleyenler oradaki havuz başı otel sahnesini hatırlarlar. O sahne bu medresede çekilmiş tamamiyle boş olan bu medreseye uygun dekorlar kullanılarak otel görüntüsü verilmiş. Buradan bakılınca Suriye inanılmaz yakın görünüyordu. Eğer vaktimiz olsaydı günü birliğine özel izinle Suriye’ye gidip gelebileceğimiz kadar yakın. Süryaniler’in  yavaş yavaş geri dönmeleri  buradaki ev fiyatlarını arttırmış durumda.O günkü iftarımızı da Mardin’de yaptıktan sonra akşam karanlığında Ş.Urfa’ya yola çıktık. Mardin’in gece Manzarasına hayran kaldık. Muhteşemdi.

2,5 saatlik yolculuktan sonra Ş.Urfa’ya geldik. Burada 2 medya grubu bulunmakta. Şrt ve G. Doğu. Şrt’nin yetkilisi ile görüşemedik. G.Doğu Medya Grubu ile görüştük.

Radyo, TV, Matbaa ve Gazeteleri var. İlin varlıklı ailelerinden. M. Ali Kapaklı sahibi. Bina olarak şık bir binada olmalarına karşın teknik açıdan zayıflar ve onlarda bunun farkına varmışlar 2005 bizim için yatırım yılı diyorlar. Gece Ş.Urfa’da kaldık. Otelimiz balıklı göle yakın bir oteldi. Akşam eski bir  mağarayı cafe haline getirilen bire yere götürüldük. Orada en meşhur yemeklerinden ciğer ve  Şıllık tatlısı ikram ettiler. Sabah erkenden kalkıp balıklı gölü ziyaret edip, uçağımıza binmek için G.Antep’e geri yola çıktık. Fıstık ve badem ağaçları ile yolumuzu bitip G. Antep’e ulaştık, oranın en meşhur baklavacısı İmam Çağdaş’tan da kuru baklavalarımızı alıp, havaalanına yola çıktık.

2,5 gün süren bu yolculuktan sonuç olarak;

G.Antep; satınalma gücü en yüksek ildir. ( 10 evi olan fakir sayılıyor ve zenginlerin özel tapularını sakladıkları bir sandıkları var.) 3 adet organize sanayisi olan ilde G.Antep sporun büyük önemi var. En büyük  şehir merkezindeki alışveriş merkezi Bedesten.Markalar çarşısı bulunmakta. Real alışveriş merkezi şehrin dışında olduğu için özellikle haftasonu çok dolu oluyor. Pazar günleri piknik günleri. Özel piknik alanlarında ailece pikniğe gidip mangal yapıyorlar. Bağ evi olanlarda bağ evlerine yazlıkları Mersin’de olanlarda Mersin’e gidiyorlar.Yaşam tarzları bu. Daha zenginleri  de ya İstanbul yada yurtdışından alışveriş ediyorlar. Bilboard ve Radyo en efektif 1. medya, 2. Gazete, 3. TV .Billboardlar 29 Ekim nedeniyle kutlama mesajları ile doluydu. Bir üst geçit yapımı nedeniyle biraz trafiğin aksadığını söylemelerine rağmen en uzak yere en yoğun trafikte 15 dakikada da gittik.

Mardin; Süryani, Arap, Kürt bir arada yaşıyorlar. Turistik bir şehir niteliğini yavaş yavaş taşımaya başlamış. Ekonomisi zengin değil ancak sınıra yakın olmasının bazı avantajları var. Nakliyecilik açısından. Kuruyemişleri ve gümüş işçiliği Midyat kadar olmasa da gelişmiş. (G.Antep, Ş.Urfa da ama en çok da Mardin’de insanlar kaçak çay içiyorlar. Rengi simsiyah ama tadı ağır olamayn bir çay.) Satınalma gücü çok yüksek gibi görünmese de  çarşısına çıktığımızda 1 ana caddesinde 4 adet Range Rover Jeep gördük. Badem en fazla yenen çerez. Pilavlarını bile sürekli bademli yapıyorlarmış. Digitürk’ün astığı birkaç afiş bile çok göze çarpıyordu. Afiş kullanılacak ucuz ve efektif Açıkhava aracı diyebilirim ve tabii şov radyo.

Ş.Urfa ; 1 ana caddesi var. Ana caddenin başından sonuna doğru yeni Urfa, sonuna geldiğinizde de balıklı göl, kalesinin olduğu bölümde eski Urfa. Balıklı gölün çevresinde gönüllü emniyet tarafından eğitilmiş tinerci çocuklar size oranın tarihini tek ezber şeklinde anlatırlar.Balıkların hepsi tekrenk ve tek cins. Yan yarafında ki gölde Ayn Zeliha  ( H.Z. İbrahim’in Sevdiği kadın ) gölünde de aynı balıklar var. Billboard-raket ve radyo 1. medya, TV 2. medya gazete 3.  sırada olarak kullanılabilecek medya araçlarından.

Bu yılı burada kapatıyor, yeni yılda yeni izlenimlerimle görüşmek üzere diyorum.

Mutlu Seneler.

Gönderen Arzu Küfündür at 16:05 | Genel | Yorumlar (2) | Link


‹‹ Eylül 2008 ››
H Pzt Sal Çar Per Cu Cm Pz
2 1 2 3 4 5 6 7
3 8 9 10 11 12 13 14
4 15 16 17 18 19 20 21
5 22 23 24 25 26 27 28
6 29 30          




ESKİŞEHİR İZLENİMLERİM
SAMSUN İZLENİMLERİM
G.ANTEP- MARDİN- Ş.URFA İZLENİMLERİM



Genel

Localtime


Localtime. Blog.